Mesajları Göster
|
|
Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 11
|
|
7
|
Genel Katogorimiz / Hastalıklar Hakkında Genel Bilgiler, / VEREM__???
|
: Haziran 29, 2008, 03:57:08 ÖS
|
|
VEREM NEDIR?
Verem - insanin akciger veya herhangi bir organina zarar verebilecek kronik hastaliktir. Hastaligi olusturan mikrop Mycobacterium tuberkulosis'dir. (Tuberkuloz Basili)
VEREM NASIL BULASIR?
Verem mikroplan hava ile bulasir. Verem basilleri genellikle hastalikli insanlarin bogaz ve akcigerlerinde bulunur .Ve bu basiller hastalikli insanin oksurmesi, hapsurmasi ve konusmasi ile havaya atilir. Bu basillerin diger insanlann akcigerine hava yolu ile girmesi sonucunda hastalik baslar. Genelde hasta ile cok yakin temasta olan kisiler verem hastaligina yakalanir.(aile bireyleri, arkadaslar ve is arkadaslari )
Verem hastaligi tabaklar . bardaklar , kagit ve elbiseler ile temas sonucu bulasmaz.
VEREME DAHA COK KlMLER YAKALANIR?
AlDSli Hastalar Sagliksiz beslenen insanlar Sosyal durumu dusuk seviyede olan insanlar Veremli hasta ile beraber yasayanlar
VEREM HASTALIĞINA YAKALANMAK NE DEMEKTİR?
Verem basili insan vücuduna girdikten sonra onun bağışıklık sistemi verem bakterisi ile savaşmaya başlar. Organizmanın koruma vasıtaları verem bakterilerinin çevresinde kapsül (tuberkul) oluşturmakla ona kısmen hasar vermeğe çalışırlar. Bakteriler yıllarca tuberkulün içinde pasif ve sakin durumda kalabilir.Pasif durumdaki basiller insan organizmasına bir zarar vermezler ve bulaştıncı değildirler. Bu insanlar verem basilini taşırlar ama hasta değildirler. Bu durumda mikroplar organizmaya zarar vermezler ve başka insanlara bulaşamazlar. Bu duruma Verem tasiyiciligi denir. Verem hastalığı deri testi (Mantoux) ile tesbit edilir. Bu test ile basiller vücuda girdikten 6-8 hafta sonra belirlenebilir. İlk bulaşmadan sonra insanların %90-i tam olarak tedavi edilir. Tüberküllerin çevresinde kalsifikasyon oluşur ve verem basilleri dışarıya çıkamazlar.
VEREM HASTALIĞI NE DEMEKTİR?
Organizmanın direnci herhangi nedenden dolayı (ciddi hastalık, alkol, uyuşturucu bağımlılığı ve b.) zayıflarsa, basiller aktif hale geçer ve çevredeki duvarı zedeleyerek çoğalmağa başlarlar ve Verem hastalığı gelişir. Bu basiller akciğer ve diğer organlara zarar vermeye başlarlar. Hastalık röntgen ve balgamın muayenesi sonucu belirlenir. Vereme yakalanmış insan tedavi edilmediği takdirde hastalık ciddileşerek ölümle sonuçlanabilir.
BELIRTILER
Uzun süren öksürük (3 haftadan fazla) Yüksek olmayan ateş (37,5°) Zayıflama Gece terleme Sürekli yorgunluk İştahsızlık Bazen öksürük zamanı kanlı balgam Verem hastalığı sırasında vücuttaki birçok organ zarar görebilir,ama en çok zarar gören organ akciğerlerdir.
KİMLERİN VEREM TESTİ YAPTIRMASI GEREKİR?
Verem belirtileri olan kişiler Sürekli verem hastası ile yakın temasta olan kişiler (aile bireyleri, meslektaşlar ve b.) AİDS' li hastalar, immun sistemi zayıf olan kişiler İş ve eğitim kurumlarına kabul edilen kişiler
TEDAVİ EDİLEN KİŞİLER DİĞER İNSANLAR İÇİN TEHLİKELİ Mİ?
Tedaviye başladıktan 1-2 hafta sonra verem hastası olan insanlar basilleri bulaştırma açısından tehlikeli değildirler.Fakat doktor tarafından yeniden deri testi yapılmalı ve bulaşıcılığin olup olmadığına doktor karar vermelidir.
PROFİLAKSİ ( Korunma )
Verem hastasıyla daha az temasta olmak İyi beslenmek Sosyal durumunuzu iyileştirmek Özel ve genel hijyenik kurallara uymak Sağlam hayat tarzı sürmek Çocuklara aşı yapılması (BCG aşısı)
VEREMLE SAVAŞMA YOLLARI
Verem hastaları ilaçlarını düzenli kullanmalıdırlar Vereme bulaşmış kişiler profilaksik tedavi almalılar Verem hastasıyla yakın temasta bulunan şahıslar profilaksi tedavi almalılar Odalar sık sık havalanmalıdır.
88zek88: HEPATÎT
KARACİĞER FONKSİYONU
Karaciğer vücudumuzun önemli bir organıdır. Karın bölgesinin sağ üst kısmında bulunur. Karaciğer organizmanın beslenme işlevini düzenler.Besinlerin hazmine yardımcı olan safra adını verdiğimiz sıvıyı üretir. Karaciğer toksin denilen zararlı maddeleri zararsızlaştırır. Karaciğer enfeksiyonlarla mücadele eden ve kanamayı durduran özel kimyasal maddelerde üretir.
NEDENLER
Hepatit virüsler tarafından oluşturulur.Virüsler çok küçük mikroorganizmalardır , yalnız vücuda girdikten sonra çoğalırlar. Virüsleri ancak çok güçlü mikroskoplar sayesinde görebiliriz.
HEPATİT B
Genelde Hepatit B ölüme sebep olmaz
Hepatit B karaciğeri zedeleyerek, tedavi edilemeyen hastalığa (karaciğer sirozu) neden olabilir. Hepatit B aynı zamanda karaciğer kanseriyle sonuçlanabilir ve bu ölüme neden olur.
Hepatit B virüsünün taşıyıcıları kimlerdir?
Her 10 kişiden 9'unda organizma bir kaç aydan sonra virüsten tam olarak kurtulur. 10 kişiden 1'inde ise virüs organizmayı terk etmez. Bu insanlara hastalığın taşıyıcıları denir ve enfeksiyonu diğerlerine bulaştırabilir.
HEPATİT B VİRÜSÜNÜN BAŞLICA BULAŞMA YOLLARI
• Hepatit B hastalığı olan birisiyle kondomsuz cinsel ilişki sonucu • Kan transferi sonucu • Hepatit B olan anneden doğan çocukta • Sterilize olmayan şırıngaların ve kesici aletleri kullandığımız zaman
BELİRTİLER
Hepatit B Hastalığına yakalanmış bir insan ilk aşamada hiçbir belirti hissetmeyebilir.
Yorgunluk İştahsizlik Mide bulanması, kusma Karın bölgesinde rahatsızlık Yüksek ateş
Hepatit B'nin ağırlaşması sonucunda karaciğer disfonksiyonu ortaya çıkar ve aşağıdakılara neden olur:
• Sarılık • Kaşınma • Koyu-sarı idrar • Beyaz dışkı
PROFİLAKSİ
Bazen Hepatitin tedavisi efektif olmadığı için hastalığın koruyucu bakımı tedaviden daha önemlidir. Hepatit B'nin bulaşmasını önlemek için aşı vardır. Bulaşmayı önlemek için şunlara mutlaka dikkat edilmelidir: • Cinsel ilişki sırasında mutlaka prezervatif kullanılmalı • Diğer insanların kanı ile bulaşmış şırınga ve metal eşyalarla temas etmemeli
HEPATİT A
Hepatit A hastalığının ölüm tehlikesi yoktur. Hepatit A karaciğere kıa süreli olumsuz etki yapar ve genelde ölümle neticelenmez. Hepatit A hastalığının kronik taşıyıcıları yoktur. Hepatit A hastası olmuş insanlarda bu hastalığa karşı uzun süreli bağışıklık oluşmaktadır.
HEPATİT A VİRÜSÜNÜN BAŞLICA BULAŞMA YOLLARI:
Doğrudan hasta olan insandan
• Hasta olan insanın dışkısıyla temas etmiş eşyalardan • Kirli eller aracılığıyla Sağlıksız koşullarda bulunan su ve yiyeceklerden • Temiz olmayan su ve yiyeceklerden • Temiz olmayan su ile yıkanmış yiyeceklerden
Hepatit A'nın belirtileri Hepatit B'nin belirtileriyle benzerdir:
• Yorgunluk • İştahsizlik • Mide bulanması, kusma Mide ağrısı • Yüksek ateş • Sarılık • Kaşınma • Koyu idrar • Beyaz dışkı
HASTALIĞIN TEŞHİS EDİLMESİ VE TEDAVİSİ
Hastaliğın belirtileri görüldüğü zaman kısa sürede doktora başvurmanız gerekir. Gerektiğinde doktor kan tahlili yapar ve tedavi uygular.
PROFİLAKSİ
Bazen Hepatitin tedavisi efektif olmadığı için hastalığın koruyucu bakımı tedaviden daha önemlidir. Hepatit A'nin bulaşmasını önlemek için aşı vardır. Hastalığın önlenmesi için:
• Ellerinizi sık-sık sabunla yıkayın; • Yalnız kaynatılmış ve temiz su için; • Meyva ve sebzeleri temiz suyla yıkayın.
88zek88: SITMA
Sıtma sık rastlanan parazit enfeksiyonlardan biridir. Her yıl yaklaşık 500 milyon yeni sıtma vakası ortaya çıkar ve bunların 1 milyondan fazlası ölüm ile sonuçlanır.
Azerbaycan'da sıtma salgınları 1994 yılından itibaren başlamıştır. 1995 yılında sıtmaya yakalanma oranı yükselmiş ve 13,135 hasta kaydedilmiştir.Durum kontrol altına alınmış ve hastalık yeterli derejede azalmıştır. 2000 yılında 1,526 hastaya , 2001yılında ise sıtmaya yakalanan hasta sayısı 1081' e gerilemiştir.
NEDENLERİ
Sıtma tek hücreli parazitlerden Plazmodium'un neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık enfeksiyona yakalanmış dişi Anofeles sivrisineğinin insanı sokmasıyla başlar. Sivrisinek yumurtalarını beslemek için insanın kanını emer sonra içeriğinde parazitler olan tükürüğünü insanın kanına bulaştırır. Parazitler hızla karajiğere gider ve orada gizlenirler. Karaciğerde sayılan 1000 kat artar. Bu da karajiğerde hüjrelerin zarar görmesine ve hastalığın oluşmasına neden olur. Kan Damar sisteminde parazitler kırmızı kan hüjrelerine zarar verir ve hemoglobini parçalar. Sonra parazitler tekrar bölünerek yeniden kırmızı kan hüjrelerine zarar verir ve kanda çok sayıda parazitin bulunmasına neden olur. Parazitler başka kırmızı kan hüjrelerinende zarar verir ve bu olay periyodik olarak devam eder.
Sıtma bazen aşağıdaki nedenler ile de bulaşabilir:
• Hamile kadınlardan doğmamis çocuğa • Hasta insanlarda kan transferi sonucunda • Şırınga aracılığıyla
HASTALIĞIN BELİRTİLERİ
Parazit taşıyan sivrisineğin insanı sokmasından 10-16 gün sonra parazitin olduğu kırmızı hücreleri zarar görür. Bu süre içinde sıtmanın belirtileri başlar ve 3 aşamada devam eder:
Hastalığın belirtileri aşağıdaki sırayla devam eder:
• Titreme , 1-2 saat devam edebilir • Sonra hastanın ateşi yükselir • Daha sonra (ateş düşünce) hasta çok terler, yorgunluk ve halsizlik hisseder.
Terlemeden sonra hasta kendini iyi hisseder . Ama 2-3 gün sonra belirtiler tekrar ortaya çıkar. Genellikle belirtiler akşamlan olur. Titreme zamanı hastada:
• Baş ağrısı • Mide bulantısı • Kusma olabilir.
HASTALIĞIN BELİRLENMESİ VE TEDAVİSİ
Parmaktan alınmış kan mikroskop altında kontrol edilir. Kanda parazitler varsa teşhis koyulur. Eğer doktor hastada sıtma belirtilerinden şüphelenirse test yapmadan öncede tedaviye başlayabilir. Azerbaycan'da sıtma 2 farklı ilaçla 17 günde tedavi edilir (3 gün kloritin ve 14 gün primahin)Karajiğerde parazitlerin yok edilmesi için tedavi mutlaka tamamlanmalıdır. Sıtma tedavi edilmezse veya tedavi tamamlanmazsa aşağıdakilere neden olabilir:
• Anemi • Karaciğerin çalışmaması • Böbrek yetersizliği
PROFİLAKSİ
• Ellerinizi ve bacaklarınızı kapatın • Hava kararmağa başladıktan sonra tüm geceyi kapalı geçirin. Çünkü sivrisinekler bu sürece beslenmeği sever. • Perde altında yatın • Sivrisineklerle savaş vasıtaları kullanın. • Evinize yakın olan su birikintilerini kurutun.
88zek88: Akut Solum Yolu Hastalığı (ASYH) çeşitli belirtilerle ortaya çıkan şiddetli hastalıklardır. ASYH'ye her zaman yakalanabilirsiniz, özellikle sonbahar ve kış aylarında bu hastalığa yakalanma olasılığı yüksektir. Üşütme, bronşit, akciğerin iltihabı, kulak enfeksiyonları, grip, boğaz ağrısı, sinusit, akut solunum yolu hastalığının çeşitli göstericilerdir. 200 civarında mikrop Solunum Yolu Hastalığına neden olur.
ASYH NASIL BULAŞIR?
ASYH öksürürken, konuşurken, hapşırırken çeşitli bakteri ve virüsler aracılığıyla hava yolu ile bulaşır. ASYH'nin oluşmasında önemli farklar vardır.
Bakteriyle oluşanlar
Virüsle oluşanlar
BAKTERIYEL ENFEKSİYONLAR:
Tedavi olunmayan virüs enfeksiyonundan sonra gelişir. Vücûdun tek bir yerinde görülür: sinüslar, kulak ve akciğerler de. Aşağıdakılar başlıca bakterial enfeksiyonlardır: • boğaz ağrısı • kulak enfeksiyonu Bakterial enfeksiyonlar zamanı antibiyotikler yardımcı olur.
VİRÜS ENFEKSİYONLARI
Genelde organizmanın çeşitli yerlerini etkileyerek nezle, boğaz , baş ağrası ve kas ağrısı ile ortaya çıkar. Başlıca virüs enfeksiyonları: • üşütme, • grip. Virüs enfeksiyonlarında antibiyotikler yardımcı olmaz.
ASYH'nm BAŞLICA BULAŞMA YOLLARI
ASYH öksürürken, hapşırırken, konuşurken hava aracılığıyla ve çeşitli eşyalara (telefon, kapı kolu ve b.) dokunmakla bulaşır.
BELİRTİLER
Öksürükmek ve hapşırmak Titreme Ateş Burun tıkanması Terleme Halsizlik Boğaz Ağrısı Burundan boğaza akıntı Baş ağrısı Kas ağrısı
TEDAVİ
Genelde ASYH bir kaç gün sürer ve kendi kendine geçer Ama bazı durumlarda ASYH pnemoniye sebep olur. ASYH'ye karşı evde uyguladığınız iyi tedavi bu hastalığın ortadan kalkmasına neden olur.
Evde nasıl tedavi uygularsınız?
Okuldan veya işten döndükten sonra daha fazla dinlenmek. Çok miktarda sıvı almak, su, bitkisel çaylar, meyva suları ve tavuk çorbası gevşekliği giderir. Organizma yabancı cisimleri ve sümükleri öksürük aracılığıyla solunum yollarından dışarı atar. Öksürük genelde çok iyi gelir ve öksürüğü önlemeye çalışmamak gerekir. Su, çay ve diğer sıvılar, örneğin meyva suları en iyi öksürük şurubu sayılır. Onlar boğazı yumuşatır, sümük dokuyu nemlendirir. Bu durumda balgam öksürükle daha kolay dışarı çıkar. Parasetamol ve Aspirin vücûtta oluşan ateşi, vücud ağrılarını ve baş ağrısını oratadan kaldırır. Üşütmeye karşı kombine olunmuş ilaçların, örneğin safraya karşı (naftizin, galozdin, nazivin) ve antihistaminiklerin (suprastin, tavegil, pipolfen) kullanılması tavsiye edilmez.
ASYH'NİN ÖNLENMESİ
• Mümkünse ASYH'ye yakalanmış insanlardan uzak durmak. • Öksürme ve hapşırma sırasında ağız-burun bölgesini mendille kapatmak. Dokunduğunuz eşyalarını üzerini dezenfekte etmek. • Göze, ağıza ve buruna dokunmamak, çünkü enfeksiyon vücuda bu yolla kolaylıkla girer. • Sağlıklı beslenme, uyuma ve spor yapmak vücudun enfeksiyona karşı direncini artırır. Eğer çocuğu emziriyorsanız ona bulaşması hakkında düşünmek • Sigara içmemek • Ellerinizi sık sık sabunla yıkamak
ASYH'NİN CİDDÎLEŞMESİ:
ASYH bazen bronşit, otit, bronşiyal astım ve pnömoni gibi hastalıklara neden olabilir.
PNÖMONİ
Genelde, kızamıkçık, boğmaca, grip, bronşit ve astım gibi ciddi hastalıklardan sonra ortaya çıkar.
BELİRTİLER
• Aniden titreme ve sonra yüksek ateş • Ağır soluk alma veya fısıltıya hızlı soluk alma. • Öksürük (çoğu zaman sarı, yeşil, pas renkli, veya biraz kanlı, sümüklü) 2 haftadan fazla devam eder. • Göğüs kafesinde ağrı. • Ağır hasta görünümlü
PNÖMONİ OLDUĞUNUZU DÜŞÜNÜYORSANIZ ACİLEN DOKTORA BAŞ VURUN
|
|
|
|
|
8
|
Genel Katogorimiz / Sağlık Sorunlarınız ve Sorularınız, / KANSER_???
|
: Haziran 29, 2008, 03:55:21 ÖS
|
|
KANSER NEDİR?
Kanser belirli bir doku veya organdaki hasarlı hücrelerin kontrolsüz bir biçimde üreyerek bir kitle veya tümör oluşturmasıdır.Kanser vücudumuzda bir hücrenin günün birinde hiçbir kontrol dinlemeden büyüyüp çoğalması sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır. Vücudumuz çeşitli organlardan oluşmaktadır ve her organ milyonlarca hücreden meydana geliyor. Zaman içinde bu hücreler büyüyüp bölünerek o organı yeniliyorlar. Bir hücrenin ne zaman büyüyüp bölünmesi gerektiğini hücre çekirdeğinde bulunan genler tayin ediyorlar. Bir grup gen, hücreye "büyü-bölün" diyor; diğer bir grup da "artık yeter dur" diyor. Günün birinde bölünmeyi sağlayan genler fazla çalışmaya veya bölünmeyi durduran genler çalışmamaya başlarsa, hücre durmadan bölünmeyi sürdürüyor ve ortaya bir kitle çıkıyor. Tümör adı da verilen bu kitle kanser olayının ta kendisi. Bu kanserli hücreler o organa ait görevlerini yerine getirmedikleri gibi, çevre hücrelerin üstüne baskı yapıp onların yiyeceğini çalmaya başlıyorlar, ve günün birinde lenf dolaşımına katılarak bezelere sıçrıyor veya kan dolaşımına katılarak diğer organlara gidiyorlar-karaciğer, akciğer, kemik gibi. Kanserin insanin ölümüne yol açması işte bu hücrelerin organların görevini sürdürmesine mani olması ile gerçekleşiyor.
KANSERİN NEDENLERİ?
Sigara alkol kullanımı,
Uzun süre güneş altında kalma,
Aşırı dozda röntgen ışınına maruz kalma,
Bazı kimyasal maddeler (katran, benzen,boya maddeleri, asbest, bazı kozmetikler ve deterjanlar…)
Bazı virüsler ,
Hava kirliliği,
Radyasyona maruz kalma,
Kötü beslenme alışkanlığı
KANSERİN ÖN BELİRTİLERİ
Rahim veya makattan gelen anormal kanama veya akıntı,
Memede veya vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan şişlik ve sertlikler,
İyileşmeyen yaralar,
Uzun süreli ses kısıklığı ve öksürük,
Büyük abdest ve idrar alışkanlıklarında değişiklikler,
Yutma güçlüğü ve hazımsızlık,
Ben ve siğillerde meydana gelen büyüme, kanama, renk değişikliği, yara olduğunda dikkatli olunuz. Bu değişiklikler görüldüğünde bir hekime başvurmayı ihmal etmeyiniz!
KANSERDE ERKEN TANININ ÖNEMİ
1. Tedavi şansını artırır.
2. Tedaviyi kolaylaştırır.
3. Tedavi giderini azaltır.
4. Doku ve organ kaybını önler.
5. Sakatlık bırakmaz.
KANSERLERİ ÖNLEMEYE YÖNELİK PRATİK ADIMLAR
1. Adım:
Bitkisel diyetleri seçin: özellikle az işlenmiş olmak üzere, günlük 600-800 gr nişastalı veya bitkisel proteinli yiyecekler tercih edin. Bu da günlük 7 veya daha fazla öğün, ekmek, pirinç, makarna bezelye, fasulye gibi baklagiller patates gibi kök bitkileri fındık, fıstık gibi tohumsal bitkiler demektir.
Bitkisel besinler vücudumuzdaki kanserojenlerin kansere sebep olmadan önce yok edilmelerini sağlayan, gerekli vitaminleri, mineralleri, diyetsel lifleri ve diğer önemli maddeleri içerirler. Genel olarak yağdan ve kaloriden fakir olup, sadece kanseri önlemekle kalmaz aynı zamanda fazla kilo alımını da önlerler. Bitkisel besinler sadece besleyici değil aynı zamanda doyurucu olup, bunların fazla miktarda tüketilmesiyle diğer kansere risk hazırlayan besinler için yer bırakmazlar. İşlem görmüş besinlerin besleyici ve kansere karşı koruyucu özellik gösteren içerikleri kaybolup, üreticiler tarafından daha sonradan katılmış olan zenginleştirmeler orijinalin yerini tutamazlar.
2. Adım:
Bol sebze ve meyve yemeği tercih edin: Yıl boyunca her gün 400-800 gr veya beş veya daha fazla porsiyon çeşitli sebze ve meyve yenmesidir. Bilimsel veriler sebze ve meyveden zengin diyet seçiminin kanser riskini %20 oranında azalttığını göstermektedir. Sebzeve meyveler koruyucu etkilerini vitaminler, mineraller, lifler ve bitkisel kimyasallar arsındaki kompleks etkileşimler ile göstermektedirler. Özellikle yeşil yapraklı bitkilerin, şalgam, kabak, havuç, domates ve turunçgillerin koruyucu olduğu düşünülmektedir. En çok yemek gereken ve gerekli olan tüm maddeleri içeren "mucizevi bir bitki" henüz bilinmemektedir. Bu yüzden çok çeşitli bitkisel besinlerle beslenmek iki-üçü üzerinde yoğunlaşmaktan daha faydalıdır. Bunun yanında tatlı olanları doğal şekerleri içerdiğinden, rafine edilmiş şekerlere göre daha sağlıklıdır.
3. Adım:
Sağlıklı kilonun korunması ve fiziksel olarak aktif bir yaşam sürün: aşırı kilolu veya düşük kilolu olmak kanser riskini artırdığından, yaşamımız boyunca sadece kalori alımımızı kontrol altında tutmakla kalmayıp, aynı zamanda sürekli ve düzenli bir fiziksel hareketlilik içinde olmalıyız. Düzenli fiziksel aktivite yapmak sadece bizi ciddi hastalıklardan korumakla kalmayıp aynı zamanda kendimizi iyi ve zinde hissetmemizi de sağlamaktadır.
En ideali aktif bir hayat tarzı sürdürmektir. Fakat sakin bir iş yaşantınız varsa, her gün yapabileceğiniz bir saatlik bir yürüyüş ve haftada bir yapabileceğiniz daha ağır bir egzersiz size yeterli olacaktır. Önemli olan günlük toplam aktivite olduğundan, gün içinde düzenli olarak bir saat ayıramadığınız durumda, kısa zaman dilimlerinde yapacağınız sık egzersizler denenebilir. iş yerinize yürüyerek gidip gelebilirsiniz iş yerinize bisiklet ile gidip gelebilirsiniz bahçe ile uğraşabilirsiniz ev işleriyle uğraşabilirsiniz merdiven çıkabilirsiniz
İdeal vücut ağırlığı vücut-kitle-İndeksi'ne göre 20-25 arasında olmayı gerektirir. Vücut ağırlığınızı (kg cinsinden) boyunuzun (metre cinsinden) karesine bölerek vücut kitle indeksinizi hesaplayabilirsiniz. Sonuç 20'nin altındaysa düşük kilolu, 30'un üzerindeyse fazla kilolu sayılırsınız.
4. Adım:
Eğer alkol alacaksanız ortalama miktarda için: Kanser açısından bakıldığında hiç içmemek en iyisidir. Fakat eğer içki kullanıyorsanız bu oran erkekler için günde ikiden kadınlar için ise bir bardaktan az olmalıdır. Aşırı içkiden her zaman kaçınılmalıdır. Marketlerde çok çeşitli az alkollü veya alkolsüz içecekler mevcut olup, içki için bunların tercih edilmesi uygun olacaktır.
Unutmayın!
hem alkol hem de sigara kullananlar için kanser riski artmaktadır her ne kadar alkolün kardiyovasküler hastalıklar üzerine koruyucu etkisi olduğundan söz ediliyor olsa da bu durum kanser için geçerli değildir.
5. Adım:
Yağ ve tuz içeriği düşük besinler tercih edin: günlük toplam yağ alımınızı, özellikle de hayvansal olanları, ve tuz kullanımınızı bir çay kaşığı dolusu tuz (6 gr) ile kısıtlayın. Sofra kullanımı ile günlük tuz alımımızın ancak beşte birini almaktayız ve kalanı ise işlem görmüş besinler ile gelmektedir. Bu yüzden sofrada ve yemek pişirirken tuz kullanımımızı kısıtladıktan sonra dahi kullandığımız hazır besinlerdeki tuz miktarına da özen göstermek durumu ortaya çıkmaktadır. Tuzu kestikten sonra bu yeni tada ne kadar çabuk alıştığınıza ve tuzlu yiyeceklere karşı ne kadar hassas hale geleceğinize şaşıracaksınız. Yemekler tatsız olmak zorunda değildir, bu yüzden pişirirken içinde tatlandırıcı olarak taze veya kurutulmuş baharat kullanabilirsiniz.
Bir çok kutulanmış veya paketlenmiş hazır yemeklerin içinde yüksek miktarlarda tuz olduğunu unutmayın. Genellikle tuz miktarı fazla olan yiyeceklerde aynı zamanda yağ miktarı da fazla olmaktadır. Aşırı miktarda yağ tüketimi sadece kanser riskini artırmakla kalamaz, aynı zamanda kendisi de bir kanser risk faktörü olan şişmanlığa da neden olur. Bu yüzden günlük yağ alımının günlük kalori alımının üçte biri kadar bir oranda tutulması gereklidir. Yağ alımını azaltmanın bir çok yolu mevcuttur: kaymaksız sütü tercih edin kızartmalar yerine haşlama, ızgara vb. tercih edin kırmızı et ve ürünlerini kesin kırmızı etin yağsız kısımlarını tercih edin kümes hayvanlarının derisini atın bisküvi, kek ve pastane ürünlerinden uzak durun
6. Adım:
Besinleri güvenli bir biçimde hazırlayıp saklayın: Bazı mantar ve küfler kansere neden olabilecek toksik maddeler üretmektedirler. Küfler nemli ve sıcak yerleri sever ve hızla ürerler. Yiyeceklerin buzdolabında saklanması ve saklama uyarılarına uyulması gereklidir. son kullanma tarihi geçen besinleri yemeyin küflü besinleri derhal atın
Besinlerin hazırlanma şekli de kanser riskini etkileyeceğinden et ve balığı fazla pişirmeyin. Yanmış et suyunda kanserojenler mevcuttur. Etlerin mangal, barbekü gibi direk ateş üzerinde pişirilmesi de yiyeceğin üzerinde kanserojenler oluşmasına neden olmaktadır. Bu yüzden bu tür beslenmeden mümkün olduğunca uzak kalmak ve etlerin üzerindeki yanmış kısımları temizleyerek yemek en iyisidir.
İşlem görmüş besinlerde bulunan nitrat ve nitritler hazım sırasında kanserojenlere dönüşebilirler. Ateşin dumanı da yiyecekler üzerinde kanserojenler oluşumuna neden olmaktadır. Bu yüzden bu tür besinleri nadiren almakta fayda vardır.
Hiç unutmayın:
Sigara ve her türlü tütünden uzak durun: Eğer bir sigara içicisiyseniz ve bundan vazgeçemiyorsanız, en azından bırakmayı deneyin. Sadece kendi kanser riskinizi azaltmakla kalmayıp, aynı zamanda çevrenizde sizinle birlikte yaşayan ve çalışan pasif içici kişilerin de kanser riskini azaltmış
Kontrol;
sağlıklı besinleri seçin sigara ve alkol kullanmayın fiziksel olarak aktif olun güneş altında cildinizi koruyun iş yerindeki sağlık ve güvenlik kurallarına uyun 45 yaş altındaki aile yakınlarınızda göğüs, over veya barsak kanseri tespit edilirse, tarama için doktorunuzla konuşun. kadınsanız göğüslerinizi kontrol edin, 3-5 yılda bir servikal yayma yaptırın erkekseniz testislerinizi düzenli olarak kontrol edin konserve ve paketlenmiş besinlerin yağ, tuz ve rafine şeker içeriklerini kontrol edin
KANSER NASIL TEDAVİ EDİLİR:
Uygun tedavi kanserin türüne göre değişiklik göstermektedir. Kanserin tipi, başladığı organa, geliştiği hücre tipine ve kanser hücrelerinin görünüşüne bağlı olarak belirlenmektedir. Kanserin sınıflandırması vücuttaki uzak yayılımlarına göre yapılmakta olup, tedavi yaklaşımını belirlenmesini sağlamaktadır.
Tedavi tek başına veya kombinasyon olarak uygulanabilir; etkilenen organın veya tümörün çıkarılması amacıyla cerrahi vücudun belli bir bölgesine kontrollü olarak uygulanarak kanser hücrelerinin ölmesini veya kanser kitlesinin küçülmesini sağlayan radyoterapi vücuttaki kanser hücrelerinin öldürülmesini amaçlayan güçlü ilaçlardan oluşan kemoterapi prostat ve göğüs kanseri gibi hassas tiplerin tedavisinde kullanılan hormon tedavisi kanser hücrelerinin tespiti ve öldürülmesi için vücudun savunma sistemini uyarmak için bağışıklık sisteminin doğal olarak ürettiği maddelerin kullanıldığı immünoterapi akupunktur, meditasyon, aromaterapi ve homeopati gibi destekleyici tedaviler.
|
|
|
|
|
10
|
.::Motorlu Araçlar::.. / Otomobiller / klimanın bakımı_??
|
: Haziran 29, 2008, 03:39:59 ÖS
|
|
Kış mevsimi boyunca unutulan klima, yaz geldiğinde sürücülerin otomobilde en çok ihtiyaç duyduğu donanımların başında geliyor. Ancak kış boyunca ihmal edilmiş, bakımı yapılmamış klima sistemi, sürekli kullanılmaya başladığında sorun çıkartabilir.
Klima sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için yılda üç kez kontrol edilmesi öneriliyor. Klima radyatörünün taş, çarpma gibi darbelerden etkiIenip içindeki gazın boşalması sıkça karşılaşılan arızalar olarak dikkat çekiyor. Uzun süre gazsız kalan ya da eksik gazla çalışan klima görevini yeterince yapmadığı gibi, hasarın daha da büyümesine ve onarım maliyetlerinin yükselmesine yol açıyor. Kış aylarında uzun süre çalıştırılmayan klima sisteminde gaz oturması ya da gaz sızması da sık karşılaşılan sorunlar arasında gösteriliyor. Hiç çalışmayan klimaIarda sorun büyük ölçüde elektrik arızasından kaynaklanırken, çalıştığı halde yeterince soğutamayan klimalarda bunun nedeni çoğunlukla evaparatörde toz birikmesinden kaynaklanıyor.Ülkemiz yol koşulları genelde tozlu olduğundan, varsa polen filtresinin zamanında değişitirilmemesi, klima sisteminin içindeki soğutmanın gerçekleştiği evaparatörde toz birikmesine neden oluyor. Soğuyan hava, biriken tozun tıkadığı klima borularından rahat geçemediğinden, yeterince soğuma gerçekleşmiyor.
Klima sisteminde soğutmamın oluştuğu nemli bir bölge olan evaparatöre toz zerreciklerinin sızması, zamanla bakterilerin oluşmasına da neden oluyor. Biriken bakteriler, bünyesi alerjiye karşı hassas olan sürücüleri rahatsız ediyor. Evaparatörde biriken bakterileri yok etmek üzere, bu iş için geliştirilmiş antibakteriyel sprey kullanılması öneriliyor. Klima dezenfektasyon spreyi; çimIenme, bakteri, mantar ve küfü önlediği gibi mikro organizmaların yol açabileceği sorunları da çözüyor. Klimalarda RI2 ve R 134a olmak üzere iki tip gaz kullanılıyor. Ozon tabakasına zarar veren R 12 gazının 1995 yılından bu yana Avrupa'da satılan otomobillerde kullanılması yasaklanmış durumda.Bunun yerine, ozon tabakasına zararsız R 134a klima gazı kulIanılıyor. Eski model otomobil klimalarında, kompresörde büyük arızaya yol açtığından yeni tip gazın kullanılması mümkün değil. Ozon tabakasına zarar vermeyen gazın kullanılabilmesi için, klima kompresörünün değiştirilmesi gerekiyor. Ancak yüksek maliyeti yüzünden bu işlem fazla tercih edilmiyor. Otomobilde hangi tip klima gazının kullanılacağıysa, klima kompresörünün üzerinde belirtiliyor.Klima kompresöründe kullanılan yağın da klima gazının niteliğine uygun olması gerekiyor. Yanlış yağ seçimi de kompresörde arızalara neden olabiliyor.
|
|
|
|
|
11
|
.::Motorlu Araçlar::.. / Otomobiller / Aracınıza Kasko Yaptırırken Bunlara Dikkat.
|
: Haziran 29, 2008, 03:39:08 ÖS
|
|
Hasarınızı en hızlı şekilde ve eksiksiz ödeyecek firmalar ilk tercihiniz olmalı. Firmanın yaptığı poliçede belirtilen aracın değerinin, aracın piyasa değeri ile aynı olmasına dikkat edin.
Ferdi Kaza Sigortası ve İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortasından verilen teminatlara ve ödenecek primler ile primlerin ödeme tarihlerine dikkat etmelisiniz.
Ayrıca yapılan poliçedeki genel ve özel şartların iyice okunması gerekmekte. Grev, lokavt, deprem, sel ve benzeri teminatların bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi gerekiyor. Hazine müsteşarlığı tarafından her üç ayda bir belirlenen ve şirketlere bildirilen araç kasko değeri esas alınarak, kasko poliçesinin düzenletilmesi gerekiyor.
|
|
|
|
|
12
|
.::Motorlu Araçlar::.. / Otomobiller / Kullanılmış motosiklet alma kılavuzu . Neler kontrol edilmeli?
|
: Haziran 29, 2008, 03:38:15 ÖS
|
|
Teknik özellikler Kontrolün sakin ve aydınlık bir yerde yapılması için ısrar edilmeli. Bunlar gerçekleştikten sonra aşağıdaki teknik özellikler kontrol edilmeli:
-Motor yağ kaçırıyor mu?Silindir kafası ve gövdesinde, yağ karterinde ve şanzıman çıkışında yağ kaçaklarına dikkat edilmeli.
-Teleskobik çatal yağ kaçırıyor mu?Yağlı kir halkaları ve yağ izleri buralarda yalıtım sorunları olduğunun göstergesidir. Bağlantı körüğü sıyrılarak amortisörlere daha dikkatli bakılmalı.
-Motosikletin başından hiç kaza geçmiş mi?Motor, egzoz ve elciklerle boyadaki çizikler motosikletin kaza yaptığının işaretidir. Eğer boya ve krom kaplamalar dökülmüşse bu bölgelerde bükülmeler olmuş demektir; bunlar da darbe veya kazaların işaretidir.
-Alınmak istenen motosiklet çalıntı olabilir mi?Gidon kilidi sallanıyorsa ve gidon dayanakları eksikse motosiklet ya çalınmıştır ya da kaza yapmıştır.
-Arka salıncak yatağında boşluk var mı?Bunu kontrol etmek için tekerlek yerden kesildikten sonra salıncak kolu şaside sağa sola kaydırılır ve oynayıp oynamadığına bakılır.
-Gidon bilyelerinde boşluk var mı?Ön tekerlek yerden kaldırıldığında gidonun hiç zorlanmadan ve kesintiye uğramadan sağa sola dönmesi gerekir. Bunu yaparken gidon yataklarından vurulma sesleri gelmemeli. Kontrol yöntemi: Gidon teleçatalın altından iki elle kavranır ve tekerlek havaya kaldırıldıktan sonra öne ve arkaya ittirilmeye çalışılır.
-Fren balataları kullanılmaz halde mi?Fren kelepçeleri genellikle içeriye bakılmasını sağlayacak deliklere sahiptir. Bu delikten içeriye küçük bir lamba yardımıyla bakılarak fren balatalarının durumu kontrol edilebilir.
-Fren disklerinin durumu nedir?Disklerdeki derin çizikler balataların dibine kadar kullanılmış olduğunu gösterir. Bu durumda fren disklerinin de yenilenmesi gerekir.
-Motosiklette paslanma belirtileri var mı?Paslanma çoğunlukla motosikletin görüntüsüne olumsuz etki eder. Ancak egzoz sisteminin krom kaplama değil de boyanmış olması durumunda paslanma sorunları var demektir.
-Susturucunun içinde paslanma var mı?Kontrol yöntemi: Lastik bir çekiç veya buna benzer yumuşak bir aletle (soğuk durumdaki) susturucuya birkaç defa vurmak suretiyle içinde pas veya diğer yabancı maddelerin olup olmadığı anlaşılabilir.
-Lastiklerin değiştirilmesi gerektiği ne zaman anlaşılır?Lastiklerin diş derinlikleri 1.6 milimetreden kısaysa değiştirilmesi gerekir. Normal diş derinliği 2 milimetredir.
-Zincirin durumu nasıl?Zincirin arka tekerlek dişlisine geçen kısımları çekildiğinde parçalar dişliden çıkarılabiliyorsa zincirin ömrü tükenmiş demektir.
-Motorun durumu nasıl?Su soğutmalı motorlarda: Motorun yağı köpüklü veya yoğun ve yapışkansa silindir kapak contası arızalı demektir. Eğer motor zar zor çalıştırılabiliyorsa ve daha soğukken gürültü ve mekanik sesler çıkarıyorsa ya da egzozdan mavi dumanlar çıkarıyorsa o motosikletten uzak durulmalı.
- Arka amortisör arızalı mı?Motosiklet yaylanırken veya amortisörden bozulma sesi geliyorsa ve üzerinde yağ lekeleri varsa amortisörün ömrü tükenmiş demektir.
-Jantlar yamuk mu?Havaya kaldırılan tekerlek hızla döndürülerek bir noktadan takip edilmeli; tekerlek düzenli bir şekilde dönmeli ve "sekiz" çizmemeli. Döküm jantları yamuk olan motosiklet alınmamalı. Telli jantlar tamir edilebilir; ancak masraf çıkarır. Ayrıca jant tellerinin gerginlikleri de kontrol edilmeli. Bunun için tellere bir tornavidayla vurmak yeterli (telden çıkan ses hep aynı olmalı).
Kağıtlar 1 Karşınızdaki gerçekten motosikletin sahibi mi? Nüfus cüzdanını kontrol edin. 2 Motorun kağıtları üzerinde yazan şasi numarasıyla uyuşuyor mu? Gidon kilidinde yazılı numarayla karşılaştırınız. 3 Motosikletin daha önce kaç sahibi olmuş? Ne kadar az el değiştirmişse o kadar iyi. 4 Servis defteri tutulmuş mu? 5 Servislerde motosikletin tüm kontrolleri yapılmış mı?Deneme sürüşü satıcı bir deneme sürüşüne onay veriyorsa saklayacak pek bir şeyi yok demektir; çünkü deneme sürüşünde teknik aksaklıklar (çeken yürüyen aksam, kötü frenler veya tekleyen motor) çoğunlukla kendini gösterecektir.
|
|
|
|
|
13
|
.::Motorlu Araçlar::.. / Otomobiller / Yağmurlu Havalarda Araç Sürüşü.
|
: Haziran 29, 2008, 03:37:09 ÖS
|
|
Sollama esnasında aracın silecekleri en yüksek hızında çalıştırılmalıdır.Kalorifer sistemi ve arka cam rezistansları çalışır halde olmalı, görüş alanını kısıtlayacak buharlanma gibi durumlarda bir bez ile görüş alanı yaratılmalıdır.
Kısa farlar devamlı açık tutulmalıdır. Yoğun yağışlı ve çamurlu yollarda ön, arka farlar, stoplar, sinyaller ve fren lambaları belli aralıklarla silinmelidir.
Su birikintilerine girildikten sonra ıslanan fren balatalarını kurutmak için kısa bir süre frene hafifçe basılmalıdır. Araca binmeden önce ıslanan ayakkabıların acil bir durumda fren pedalından kaymasını engellemek için bir bezle taban kısmı silinmelidir.
Yağmurlu havalarda gaza gereğinden fazla basmak, sert bir şekilde frene basmak, ani bir şekilde direksiyonu çevirmek ve debriyajdan ayağın hızlıca çekilmesi kayma hareketini daha kolay başlatacağından bu hareketlerden özellikle kaçınılmalıdır.
Yağmurun ilk yağdığı an yol yüzeyinde birikmiş olan toz ve yağlar yolu daha da kayganlaştıracağı için bu dakikalarda hız yavaşlatılmalı ve ani hareketlerden kaçınılmalıdır. Sağanak yağmur esnasında oluşan su birikintilerine girerken aquaplaning (su yastığı üstünde kayma) olayı oluşur. Bu durumlarda direksiyon sıkıca tutulmalı ve hız kesmek için ayak gazdan çekilmeli, frene çok yavaş basılmalı (eğer ABS varsa sonuna kadar basılmalıdır) ve ani haraketlerden kaçınılmalıdır.
Özellikle lastiklerinizin dış derinliği 3 mm'den az ise öndeki aracın lastik izleri takip edilerek kayma riski azaltılabilir
|
|
|
|
|
14
|
.::Motorlu Araçlar::.. / Otomobiller / Bilinçli Park İle de Az Yakıt Tüketebilirsiniz
|
: Haziran 29, 2008, 03:32:31 ÖS
|
|
Aracınızı park ederken bilinmesi gereken ilk kural yapılacak güç manevraların park yerinden çıkarken değil park yerine girerken yapılmasıdır. Aracın sıcak olduğu zaman yapılan güç manevralar aracı pek fazla etkilemeyeceği gibi soğuk bir araçla aynı manevraları yapmanız daha fazla yakıt tüketmenize sebebiyet verecektir.Aracınızı en bilinçli park etme şekli şüphesizki çıkarken hiç bir manevra yapmanıza gerek kalmayacak olan park şeklidir. Bu şekilde yapılan park ile aracınız park yerinden çıkarken soğuk olan motor zorlanmaz. Aracınızı çalışıtırdığınız anda yakıt sarfiyatını önlemek için fazla rölantide beklemeden aracınızı hareket ettirin.Sıkışık park yerlerinden çıkarken klima, silecek gibi çalışan aksamları durdurmanız gücün direksiyon hidroliğine devrolmasına ve yakıttan tasarruf etmnize sebebiyet verecektir. Deponuz yeni doldurulmuş ise ve aracınızı yokuşa park etmek zorunda iseniz aracın burnunu yokuş aşağı gelecek şekilde park etmeye özen gösterin.Aracınızı park ettiğiniz yerde aracınızın motorunu fazlasıyla soğutacak hareket halindeki soğuk havadan aracınızı sakınmaya özen gösterin. Sıcak, kumlu ve tozlu iklimlerde garajda muhafaza edilen araçların deposundan buharlaşan benzin açıkta park etmiş bir araca göre çok çok düşüktür. 45-50 °C sıcaklığı bulan illerde araçlar güneş altındayken şamandıra muhafazasında bulunan benzin buharlaşabilmektedir. Aracınızı gölgeye park ederek hem buharlaşan benzinden kar edeceğiniz gibi aracınızı soğutmak için açacağınız klimadanda tasarruf edebilirsiniz.
|
|
|
|
|
15
|
.::Motorlu Araçlar::.. / Otomobiller / Benzinli taşıt satın alırken dikkat edilmesi gereken hususlar.
|
: Haziran 29, 2008, 03:31:40 ÖS
|
|
Taşıt, yakıt enjeksiyonlu olmalı. Karbüratörlü araçlar enjeksiyonlu taşıtlara göre en az %10 daha fazla benzin tüketirler ve hava kirliliğine neden olurlar. Multi Point Injection (MRI) olanları tercih ediniz. Karbüratörlü araçlardan atılan yanmamış hidrokarbon miktarı çok yüksektir. Bu kirletici çevre ve halk sağlığı açısından çok zararlıdır.
Aracın 100 km.de tüketeceği kurşunsuz benzin miktarı şehiriçi yollarda 7-8 litreden fazla olmamalı. Taşıtların km. başına yakıt tüketimi arttıkça işletme maliyeti ve egzozdan attığı kirletici madde miktarı artar. Aracın 100 km.de tükettiği kurşunsuz benzin miktarı araçla ilgili dosyada mutlaka olmalı.
Bir litre benzin yandığında bir kişinin bir günlük ihtiyacı olan 2000 litre oksijeni tüketir.
Araç yakıt olarak LPG’de kullanılabiliyorsa 100 km’de tüketeceği LPG miktarı 7 litre benzine eşdeğer olmalı. Araç en fazla 4 silindirli olmalı. 6 silindirli araçlar 4 silindirli araçlara göre hem %30 daha fazla benzin tüketirler hem de daha fazla miktarda karbon monoksit ve hidrokarbon gibi kirleticileri egzozdan atmosfere atarlar. Araç kurşunsuz benzin kullanmalı. Kurşun ana rahmindeki bebeklerin ve çocukların zehirlenmesine ve hatta ölümlerine neden olur.
Aracın ağırlığı 1000-1100 kg.dan fazla olmamalı. Taşıt ağırlığı arttıkça tüketeceği benzin ve atmosfere atacağı kirletici madde miktarı artar.
Aracın aynaları gövde ile uyumlu olmalı. Aynalar aşırı büyük olmamalı. Araçlarda sürtünme kayıpları azaldıkça benzin tüketimi de azalır. Aracın gövdesinde çıkıntı az ve pencere camları gömmeli olmalı. Araçta girinti çıkıntı arttıkça benzin tüketimi ve egzozdan atacağı CO, HC, NOx gibi kirletici miktarı artar.
Araç aerodinamik özelliklere sahip olmalı. (CD=0.3 olan tercih edilmeli.)Aracın “Taşıt Emisyon Kontrol Etiketi” olmalı. Bu etikette taşıtın bir km.de egzozdan attığı Karbon monoksit, Hidrokarbon ve Azot oksitlerin miktarları belirtilmeli.
Kullanılmış benzinli taşıt satın alırken dikkat edilmesi gereken hususlar: Enjeksiyon sistemli taşıt satın alınız. Enjeksiyon sistemli taşıtlar karbüratör esaslı motorlardan en az %10 daha az yakıt tüketirler. Karbüratörlü araçlar atmosfere fazla miktarda yanmamış hidrokarbon atarlar. Bu kirletici çevre sağlığı açısından çok zararlıdır.
Araç en fazla dört silindirli olmalı. Altı silindirli araçlar dört silindirli araçlara göre %30 daha fazla benzin tüketirler. Benzinin yanması sonucu oluşan karbondioksitin atmosferdeki ömrü 120 yıldır ve yeryüzünde biriktikçe atmosferin ısınmasına neden olur. Aracın benzin depo kapağı sızdırmaz olmalı. Benzin buharı kanser yapıcı bir maddedir. Ayrıca fazla benzin kaçması benzin tüketiminin artmasına neden olur.
Araçta kurşunsuz benzin kullanılmalı. Kurşun, özellikle bebeklerin ve çocukların ölümüne neden olmaktadır Aracın “Taşıt Emisyon Kontrol Etiketine” olmalı. Aracın emisyon standartlarını sağlayıp/sağlamadığı incelenmeli. Taşıt Emisyon Kontrol Etiketinin veriliş tarihinin yeni olmasına dikkat edilmeli.
Aracı çalıştırınız ve motoru dinleyiniz. Motor vuruntusuz-düzgün çalışmalı.Aracı çalıştırınız egzozu kontrol ediniz. Egzozdan siyah duman çıkıp/çıkmadığına dikkat ediniz. Eğer egzozdan beyaz duman çıkıyorsa problem yok demektir. Siyah duman motorun verimli çalışmadığını gösterir. Böyle araçlar hem fazla benzin tüketimine hem de daha fazla miktarda hidrokarbon ve karbon monoksit gibi kirleticilerin atmosfere atılmasına neden olurlar.
Aracın 100 km.de tükettiği kurşunsuz benzin miktarını sorunuz. Araç şehiriçi yollarda 7-8 litreden fazla benzin tüketmemeli. Bir litre benzin, bir kişinin bir günde soluduğu oksijeni tüketir. Aracın benzin kullanımı arttıkça oksijen tüketimi de artar.
Aracın ağırlığı 1000-1100 kg.dan fazla olmamalı. Aracın ağırlığı arttıkça tüketeceği yakıt miktarı ve atmosfere atacağı CO, HC, NOx gibi kirleticilerin miktarları artar.
Aracın km.’si az ve yaşı küçük olmalı. Aracın km.si arttıkça ve yaşı büyüdükçe tüketeceği yakıt miktarı ve egzozdan atacağı kirletici miktarı artar. Aynı model sıfır yaşındaki bir araç, 5 yaşındaki bir araca göre %30 daha fazla kirletici atar ve daha fazla yakıt tüketir.
Aracın lastikleri geniş olmamalı. Sürtünme kaybı arttıkça yakıt tüketimi artar.Aracın bakım/onarımına (özellikle motor kısmı) dikkat edilmiş olmalı. Bakımsız araçlar fazla benzin tüketir ve hava kirliliğine neden olur.
Taksicilerin taksi satın alırken dikkat etmesi gereken hususlar: Yeni veya kullanılmış araç satın alırken şehiriçi trafiğin de 100 km. en fazla 7 lt benzin veya eşdeğeri LPG tüketen araç satın alınız. Şehiriçi trafiğinde 100 km.de 7, 8, 10, 12, 15 ve hatta 16 lt benzin veya eşdeğer LPG tüketen araçlar olduğunu unutmayınız.
Aracın yedek parçası ucuz diye fazla yakıt tüketen araç satın almayınız. Yedek parçası ucuz diye 100.000 km.de 15.000 lt. benzin tüketen araç satın alarak yılda en az 8000 dolar zarar edersiniz. Bu para ile iki yılda bir aracınızı yenilemeniz mümkündür. İstanbul’da taksilerin çoğu 100 km.de 15 lt ve üzeri benzin veya eşdeğer LPG tüketmektedir.
İstanbul’da taksi adedi 18.500 dir. Benzinli taksi adedi ise 15.500 dir. Bu taksiler İstanbul şehiriçi trafiğinde yılda ortalama 124.000.000 lt extra benzin veya eşdeğeri LPG tüketmektedirler. Veya yılda ortalama 124.000.000 dolar israf edilir (LPG olarak 40 milyon dolar).
Benzin kullanan bir aracı LPG’li araca dönüştürmekle yakıt tüketimi ancak %5-10 azaltılabilir. LPG, benzine göre çok ucuz olduğu için ekonomik olduğu zannedilir. Bu varsayım kesinlikle yanlıştır. Önemli olan az yakıtla daha uzun mesafe alan araç kullanmaktır.
LPG temiz yakıttır. Daha az kirletici deşarj eden yani 100 km.de 6 kg. LPG kullanan araçların olduğunu unutmayınız. Araçta yakıt tüketimi arttıkça egzozdan atılan kirletici miktarı da artar.
Benzinli taşıtlarda taşıt hızına göre yakıt tüketimi: Şehir içi bölgelerde taşıtlarda kullanılan yakıt tüketimini ve egzozdan atılan kirletici miktarını minimize etmek için taşıt hızı 35-95 km/saat arasında olmalı.
Şehiriçi trafiğinde taşıt hızı 25 km/saat’ın altına düştüğünde egzozdan atılan HC, CO ve NOx gibi kirleticiler katlanarak artar.35-95 km/saat hızda şehir içi trafiğinde 100 km.de 7 lt benzin tüketen bir aracın hızı, 25 km/saat ve altına düşürdüğünde yakıt tüketimini %50 artar.
Aracınızı uygun viteste sürünüz. Aksi durumda araç;- 5-20 km/saat hızda ikinci vites yerine birinci viteste,35-40 km/saat hızda üçüncü vites yerine ikinci viteste,55-70 km/saat hızda dördüncü vites yerine üçüncü viteste,85-.... km/saat hızda beşinci vites yerine dördüncü viteste,sürüldüğünde %15-30 extra yakıt tüketilir.Araç 95 km/saat yerine 115 km/saat hızda sürdüğünde %15 daha fazla yakıt tüketilir. Egzozdan atılan NOx miktarını ise katlanarak artar. Araç ani olarak çalıştırıp hızlandırıldığında normal seyir esnasındaki değerden %60 daha fazla yakıt tüketir. Egzozdan atılan HC’lar trafiğin yoğun olduğu cadde ve meydanlarda ozon kirliliğine neden olur. Ozon ise insanların hastalanmasına, bitkilerin tahrip olmasına neden olur.
Motorunuzu durdurmadan önce vitesi boşa alınız. Aksi durumda atık benzin atılmasına neden olursunuz.
Yeni veya eski benzinli taşıt satın alırken dikkat edilmesi gereken hususlar: Şehiriçi trafiğinde 100 km.de en fazla 7 litre kurşunsuz benzin veya eşdeğeri LPG kullanan taşıtlar yerine 15 litre benzin veya eşdeğeri LPG kullanan taşıt satın aldığınızda, her 100 km de;8 litre extra benzin tüketirsiniz, Yakıta 8 dolar fazla para ödersiniz, Extra 8 kişinin bir günde soluduğu havayı tüketirsiniz, Extra 18 kg. sera gazı CO2’i atmosfere atarak yeryüzünün ısınmasına neden olursunuz, 8 litre extra benzin tüketerek;-1070 gr. extra çok zehirli atık gaz olan karbon monoksit, -140 gr. extra kanser ve foto kimyasal duman neden olan hidro karbon,-72 gr. extra asit yağmuru ve dumana neden olan azot oksitler, kirleticisini atmosfere atarak havayı daha fazla kirletirsiniz.
Tüm bunlara dur demenin yegane yolu çevre dostu 100 km.de en fazla 7 litre kurşunsuz benzin veya eşdeğeri LPG kullanan araç satın almaktır.
Yeni veya eski benzinli taşıt satın alırken yakıt tüketimi:
Taşıt satın almaya karar verdiğinizde bütçenizi, Türkiye’nin enerji ihtiyacını, araçtan daha az kirletici atılarak çevreyi korumak amacı ile şehiriçi ve şehirlerarası yolda 100 km. tükettiği yakıt miktarını öğrenmeden araç satın almayınız.
Karbon dioksit emisyonu, tüketilen yakıt miktarı artışıyla doğru orantılı olarak artar. Atmosferde CO2 artışı yeryüzünün sıcaklığının artmasına, sık sık fırtınaya neden olur. Daha az yakıt kullanımı, daha az karbon dioksit demektir.
Satın alacağınız aracın yakıt tüketimini bilirseniz yıllık yakıt tüketim maliyetini,Yıllık Yakıt Tüketimi (lt)= Yıllık Seyahat x Yakıt TüketimEdilen Mesafe (km) Hız (lt/100 km) Yıllık Yakıt Tüketimi (Dolar)= Yıllık Seyahat x Yakıt FiatıEdilen Mesafe (lt) (Dolar/lt)Denklemi ile hesaplayabilirsiniz. Bunun için odometreden km.i kaydediniz. Her seferinde satın aldığımız yakıt miktarını (lt olarak) ve o günkü yakın fiyatını (dolar olarak) kaydediniz. Yıl sonunda odometreden yıllık seyahat edilen mesafeyi (km) bulunuz. Yıllık tüketilen yakıt miktarını toplayınız.
100 km.de 14 lt. ve 7 lt. benzin tüketen iki taşıt var. Yılda ortalama 50.000 km. seyahat edileceği tahmin ediliyor. Buna göre yıllık yakıt maliyeti 14 lt/100 km. yakıt tüketen araç için 7000 dolar 7 lt/100 km. yakıt tüketen araç için 7000 dolardır. Aradaki extra yakıt farkı 3500 lt ve yıllık yakıt maliyeti 3500 dolardır. 3500 lt. extra yakıt tüketerek 3500 kişinin bir günlük oksijen ihtiyacını da kirletmiş olursunuz. Fazla yakıt tüketen araç satın alırsanız yeryüzünün ısınmasına sık sık fırtınaya neden olan 7710 kg. karbondioksiti extradan atmosfere atarsınız.
|
|
|
|
|