Kasım 21, 2008, 11:30:09 ÖS *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 

anasayfayardimaragiriskayit

Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: İslam Alimleri
Cevap SayısıCevap Sayısı: 50 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 448 defa
Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: 1 2 3 [4]   Aşağı git
Yeni Konu Cevap Yaz Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: İslam Alimleri  (Okunma Sayısı 448 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Mart 13, 2008, 05:29:39 ÖS
CiZiR-A BoTaN
Süper Üye
******
Üye No: 561
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4999
Nerden: IrAk_I AcEm.....
Rep Puanı: 137
sєя∂αя

Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #45 :»

ALİ BİN İSA EL-KEHHAL;

Göz hastalıkları hakkında ilk defa kitab yazan Müslüman tıp alimi. Müslümanlar arasında “Kehhal”, Avrupa’da ise “Hally Jesu” isimleriyle meşhur olmuştur. Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. 1039 (H. 430) senesinde Bağdat’ta vefat etti.

Ali bin İsa el-Kehhal’ın, İslam aleminde ve batıda meşhur bir tıp alimi olarak bilinmesinin sebebi, yazmış olduğu Tezkiret-ül-Kehhalin adlı eseridir. On dokuzuncu asrın ortalarına kadar bir benzeri yazılmamış olan bu eserde, eski eserlerin tetkikinden elde ettiği, o devrin tıp alimlerinden öğrendiği ve uygulama sırasında elde ettiği bilgileri toplamıştır. Eser üç ana bölümden meydana gelmiştir:

Birinci bölümde; gözün anatomisi, fizyolojisi, tabakaları, damar ve sinirlerin incelenmesi, her bir tabakanın başlangıç ve sonu, sağladığı faydalar ve beslenme kaynakları anlatılmaktadır.

İkinci bölümde; gözün dış hastalıkları ve tedavileri, göz kapağı, gözyaşı bezleri, kornea ve uveanın hastalıkları ve tedavileri, katarakt ve ameliyatı hakkında bilgi verilmektedir. Bu bölümde trahom hastalığına da yer verilmiş, gözde arpacık çıkması, göz kapağının büyümesi ve şeklinin bozulması durumları esaslı bir şekilde incelenmiştir. Göz kapak içi derisine ait on üç hastalıktan optalmi esaslı bir şekilde ele alınmış bu tür hastalıklarda yumurta akı, süt gibi maddelerin, çinko külü ve uyuşturucu bir madde ile kullanılabileceğini bildirmiştir. Optalmi devam ettiği takdirde trahomun ortaya çıkabileceğini ileri sürmüştür.

Eserin üçüncü bölümünde ise gözün iç hastalıkları ve tedavileri, billur cisim ve albümin hastalığında gözün değişiklikleri, miyop, hipermetrop, gece körlüğü; saydam tabaka, retina, görme siniri, ağtabaka ve iris hastalıkları, şaşılık ve görme hastalıkları hakkında bilgi verilmekte ve yüz otuz iki çeşit hastalığın tarifi yapılmaktadır.

Eser; hijyenle ilgili bazı tavsiyelerin yanında 141 basit ilacın göze etkilerini açıklayan bir kısımla son bulmaktadır. Eserin en orijinal yerlerinden biri de o güne kadar bilinen lokal anesteziklerin yanı sıra ağrılı ameliyatlarda ilk defa Mandragora (adamotu) ve Opium (afyon) buharı gibi genel anestezi yapan maddelerin yardımıyla göz ameliyatlarının nasıl yapılacağını tarif etmiş olmasıdır.

Ali bin İsa el-Kehhal’in bu önemli eseri, İslam aleminde ve Avrupa’da tanındı. Latinceye tercüme edildi. Tıp tarihçileri, on dokuzuncu asrın ortalarına kadar gözle ilgili daha mükemmel bir eserin yazılmadığını ifade etmektedirler. Eser, Arapça olup, Hindistan’da Hazinetü’l-Mearif Yayınevi tarafından neşredilmiştir.
Logged

Mart 13, 2008, 05:29:55 ÖS
CiZiR-A BoTaN
Süper Üye
******
Üye No: 561
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4999
Nerden: IrAk_I AcEm.....
Rep Puanı: 137
sєя∂αя

Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #46 :»

ALİ BİN MEYMUN EL-MAĞRİBİ;

Kuzey Afrika’da yetişmiş olan evliyadan. İsmi, Ali bin Meymun bin Ebu Bekr el-İdrisi’dir. Babası İbn-i Meymun diye bilinen İşbiliyeli Muhammed’dir. Künyesi Ebü’l-Hasan’dır. Haşimi, Kureşi, Mağribi ve el-Gumari nisbeleriyle bilinir. Bazı kaynaklarda Peygamber efendimizin torunu hazret-i Hasan’ın soyundan bir aileye mensub olduğu bildirilmektedir. 1450 (H.854) senesinde Kuzey Afrika’nın Gumare bölgesinde doğdu. 1511 (H.917) senesinde Şam’da vefat etti.

Genç yaştan itibaren ilim tahsiline başlayan Ali bin Meymun el-Mağribi, ailesinden ayrılarak Fas’a gitti. Orada Ebu Zeyd Abdurrahman el- Hamidi’den Maliki fıkhı ve diğer İslami ilimleri okudu. Ayrıca matematik ve gramer öğrendi. İlimde yüksek dereceye ulaştıktan sonra bir müddet ders okutup talebe yetiştirdi. Bir müddet kadılık yaptı. Kuzey Afrika’nın sahil şeridindeki istila ve zulmünü fazlalaştıran Portekizlilere karşı cihada katılmak üzere memleketine döndü. Portekizlilere karşı yapılan savaşlara aktif olarak katıldı. Peygamber efendimizin sünnetinin ciddi bir şekilde çiğnendiğini söylediği için bölge kabileleriyle arası açıldı. Çeşitli suçlamalarla hapse atıldı. Hapishaneden çıktıktan sonra babasından doğuya gitmek üzere izin istedi. Doğuya gitmek üzere memleketini terk etti. İspanyol akınlarının tehdidi altında bulunan Kuzey Afrika’yı dolaştı. Bölgedeki şartlar her türlü batıl itikadın yayılmasına uygun bir zemin hazırlamıştı. Ali bin Meymun bu bozuk inanışlara karşı giriştiği mücadeleyi sürdürdü. Gezdiği yerlerde tasavvuf büyükleriyle tanışıp sohbetlerinde bulundu. Tasavvufa yönelip Güneybatı Tunus’un Nifvaze Vahası Tüzer kasabasında Şaziliyye yolu büyüklerinden Ahmed bin Muhammed ed- Debbasi’ye intisab edip, ona talebe oldu. Dört ay müddetle hizmetinde bulunup, tasavvufta yüksek derecelere kavuştu. Hocasının izni ile doğuya gitmek üzere yola çıktı. Mısır’a uğradıktan sonra, hac vazifesini yerine getirdi. Hac vazifesini yaptıktan sonra Şam’a geldi. Orada insanlara Allahü tealanın emir ve yasaklarını anlatıp doğru yola gelmelerine çalıştı. Lübnan ve Beyrut’a geldi. Burada talebesi Muhammed bin Arrak ile karşılaştı. Aralarında Alvan el-Hamevi’nin de bulunduğu talebeleriyle birlikte Sultan İkinci Bayezid Han zamanında Anadolu’ya geldi. Altı ay kadar Bursa’da kalıp irşadda bulundu. İrşadla vazifeli olarak talebelerini Bursa’da bırakarak tekrar 1505 senesinde Şam’a döndü. Muhyiddin ibni Arabi hazretlerinin kabrinin bulunduğu Salihiyye’ye gitti. Burada kaldığı dört sene içinde ilim öğretti ve insanlara vaz ü nasihatlerde bulundu. Ehl-i sünnetin dört mezhebine mensub kadı ve müftüler onun ilim meclislerine devam ettiler. Talebesi Muhammed bin Arrak’ın tavsiyesi üzerine Beyrut yakınlarındaki Mecdel Mauş adı verilen köye yerleşti. Ömrünün son seneleri burada geçti. 1511 (H.917 Cemaziyelahir) senesi Eylül ayında vefat eti. Vasiyyeti üzerine hiçbir şahsın mülkü olmayan bu köyde defnedildi.

Ali bin Meymun el-Mağribi İslamiyete uymakta çok titiz idi. “Yanıma gelen Sultan Bayezid de olsa İslamiyetin bildirdiği şekilde davranırım.” buyururdu. Kim olursa olsun ziyaretine gelenlere ayağa kalkmaz, kendisi için de kalkılmasını istemezdi. Yanına bir ilim sahibi gelse ona hürmeten, altına bir koyun postu sererdi. Bid’atlerden son derece kaçınır, kimsenin kınamasından çekinmezdi. Sert bir mizaca sahib olup heybetli idi. Talebelerinin en ufak gevşekliğine müsamaha etmez, gördüğü her eksikliği hemen düzeltirdi. Devlet adamları ve halktan hediye kabul etmezdi. Bir kimsenin kendisini övmesine veya kötülemesine aldırış etmez, kendisini kötüleyenlere karşı sükut ederdi. Keramet gösterilmesini tasvib etmezdi. Pekçok kerametleri görülmüştür. Onun kerametleri ve menkibeleri talebelerinden Alvan-el-Hamevi’nin yazdığı Mücli’l-Hüzn ani’l-Mahzun fi Menakıbı’ş-Şeyh Ali bin Meymun adlı menakıbnamede toplanmıştır. Onun talebelerinden Muhammed bin Arrak, Arrakıyye, Alvan el-Hamevi de Alvaniyye yollarını kurmuşlardır.

Ali bin Meymun el-Mağribi’nin hikmetli sözlerinden bazıları:

“Halinin onda dokuzu susmak, biri de konuşmak olsun.”

“Kendisine kurtuluşa ermiş bir kimsenin nazarı (bakışı) erişip de iflah olmayan (kurtulamayan) kimseye şaşarım.”

“Ev ancak, içinde olana fayda verir.”

Eserleri:

1) Beyanü Gurbeti’l-İslam: Doğu ve batı İslam dünyaları arasındaki dini, sosyal, kültürel farklılıklar anlatılmıştır. Eser, Ali bin Meymun’un bazı risaleleriyle birlikte Suriye’de Zahiriyye Kütüphanesinde ve Kahire’de Darü’l-Kutubi’l-Mısrıyye’de bulunmaktadır. 2) Tenzihü’s-Sıddik an Vasfi’z- Zındık: Muhyiddin ibni Arabi hazretlerinin üstünlüklerini anlatan ve onun sözlerini açıklayan bu eser, on kadar risaleyle birlikte Fas’ta Hizanetü’r- Rabat’ta bulunmaktadır. 3) Beyan-ül-Ahkam fi’s-Seccadeti vel-Hırkati ve’l- A’lam, 4) Ta’zimü’ş-Şeair min-el-Cevami vel-Mesacid vel-Menasir, 5) Tenbihü’l-Gabi fi Tenzihi İbni’l-Arabi, 6) Risaletü’l-İhvan min Ehli’l- Fıkh ve Hameleti’l-Kur’an, 7) Er-Risaletü’l-Meymuniyye fi Tevhidi’l- Cürumiyye, Cool Sefinet-ün-Necat, 9) Şerhü Erbe’in en-Neveviyye, 10) Mevahibü’r-Rahman fi Keşfi Avrati’ş-Şeytan, 11) Mebadiü’s-Salikin ila Makamati’l-Arifin. Bu son iki eser, Süleymaniye Kütüphanesinde mevcuddur.
Logged

Mart 13, 2008, 05:30:09 ÖS
CiZiR-A BoTaN
Süper Üye
******
Üye No: 561
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4999
Nerden: IrAk_I AcEm.....
Rep Puanı: 137
sєя∂αя

Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #47 :»

ALİ HAYDAR EFENDİ;

Son devir Osmanlı hukuk alimi. Gürcüzade Mehmed Emin Efendinin oğludur. 1853 senesinde Batum’da doğdu. 1935 senesinde İstanbul’da vefat etti.

İlk tahsilini doğum yeri olan Batum’da gördükten sonra İstanbul’a geldi. Hünkar imamı Hafız Reşid Efendiden okudu. Medreset-ül-kudatı (Hukuk Fakültesini) birincilikle bitirdi. Yirmi yedi yaşında Burdur kadılığına tayin edildi. Daha sonra Uşak ve Denizli kadılıkları yaptı. 1883’te İstinaf Mahkemesi azalığına, sonra Mekteb-i Hukuk-i Mecelle ve Usul-i Muhakemat-ı Hukukiyyenin ameliyat-ı tatbikiyyesi dersini okuttu. İstanbul-Bidayet Mahkemesi İkinci Hukuk Dairesi başkanlığına tayin edildi. Zamanla Bidayet Mahkemesi birinci reisliğine terfi ettirildi. Ehliyetinden dolayı 1898 tarihinde İstinaf Mahkemesi hukuk kısmı reisi, 1900’de Temyiz Mahkemesi azası, 1907’de Temyiz-i Hukuk Dairesi reisi oldu. 1911 tarihinde padişahın emri ile uzun müddet yaptığı ilmi çalışmalarının karşılığı olarak birinci rütbeden maarif nişanı aldı. 1914 tarihinde Fetvahane-i ali eminliğinde bulundu. Gayretli çalışmaları neticesinde padişahın emri ile haiz olduğu Osmanlı nişanı üçüncü rütbeden birinci rütbeye yükseltildi. Kazaskerlik payesi ile ömrünün sonuna kadar adliye nazırlığında bulundu. Soyadı kanunundan sonra Arsebuk soyadını aldı. 1837’de doğup 1903’te vefat eden Büyük ve bu evliliklerinden dört erkek, üç kız çocuğu olmuştur. Oğullarının ikisi kendisi gibi hukuk mesleğini seçmişlerdir.

Eserleri:

Ali Haydar Efendinin en meşhur eseri, dört büyük cilt halinde birkaç kere basılmış ve Arapçaya da çevrilmiş olan Dürer-ül-Hükkam fi Şerh-i Mecellet-ül-Ahkam adlı Mecelle şerhidir. Erazi Kanunu Şerhi ve Evkafta Muvadaa, Risale-i Mefkud ve İntikal Kanunu Şerhi gibi eserleri de vardır.

ALİ HAYDAR EFENDİ (Büyük Nasuhizade);

Osmanlı hukuk alimi. Rumeli eşrafından seraskerlik dairesi katiplerinden Pirlepeli Mehmed Numan Efendinin oğludur. 1837 senesinde İstanbul’da doğdu. 1903’te İstanbul’da vefat etti. Mecelle şarihi Ali Haydar Efendiden ayırdedebilmek için bu zata “Büyük” lakabı verilmiştir.

Küçük yaşta ilim tahsiline başlayan Ali Haydar Efendi, Fatih Camiinde Şeyh Mustafa Efendiden fıkıh ve tefsir okudu. Bir taraftan da Rüşdiye tahsili gördü. Tikveşli Yusuf Efendinin cami derslerine devam ederek icazetname (diploma) aldı. Rüşdiye’den sonra, kadı yetiştirilmek için kurulan Muallimhane-i Nüvvab’ı birincilikle bitirdi. Ayrıca Arab ve Fars edebiyatı ile astronomi ve biyoloji okudu. Aynı mektepte fıkıh ve feraiz müderrisliği yaptı. Sırasıyla, Bosna müfettişi hükkamlığı, Bosna, Tuna, İzmir kadılıkları, Tuna ve İzmir Divan-ı Temyiz başkanlığı, Meclis-i tedkikat-ı Şer’iyye ve Şuray-ı Devlet Tanzimat Daire üyeliği vazifelerinde bulundu. 1884 senesinde Hukuk Mektebi Mecelle profesörlüğü yaptı. 1885’te kurulan Meclis-i Kebir-i Maarif başkanlığına tayin edildi. 1900’de Hukuk mektebindeki Mecelle dersini, Mecelle şarihi olan Ali Haydar Efendiye bırakarak, bu mektebin Usul-i fıkıh muallimliği ve Şarki Rumeli İslam cemaati nazırlığı yaptı. 28 Kasım 1903’te Koska’daki evinde vefat etti. Üsküdar’da büyük dedeleri Nasuhi Efendi Kabristanına defnedildi.

Aldığı işi mükemmel yerine getiren, tevazu ve nezaket sahibi olan Ali Haydar Efendi, fesahat ve belagatta üstün idi. Türk, Arap, İran edebiyatına vakıf olup, gazelleri vardır.

Eserleri:

1) Romanya, Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ile Bosna-Hersek ve Karadağ’da bulunan Müslümanların mezheb durumlarına dair meşihat makamının emri üzerine yazdığı Risale; 2) Şarki Rumeli ile Bulgaristan’da bulunan İslam cemaatinin vakfiye işleriyle, müftileri ve cemaat meclisleri hakkında talimname; 3) Mecelle-i Ahkam-ı Adliyye şerhi, 4) Hukuk Mektebinde okuttuğu Usul-i Fıkh.
Logged

Mart 13, 2008, 05:30:30 ÖS
CiZiR-A BoTaN
Süper Üye
******
Üye No: 561
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4999
Nerden: IrAk_I AcEm.....
Rep Puanı: 137
sєя∂αя

Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #48 :»

BEYZADE MUSTAFA AHISKALI;

Osmanlılar zamanında İstanbul’da yetişen alimlerden. İsmi, Mustafa’dır. Künyesi Ebü’l-İşrak olup, seyyiddir. Babası, Artvin’in kazalarından Şavşat’ta sancakbeyliği hizmetinde bulunduğu sırada, Ahıska’da doğdu. Doğum tarihi belli değildir.

Beyzade Mustafa Efendi, ilk tahsilini Erzincanlı Şeyh Ömer Efendiden yaparak icazet (diploma) aldı ve tahsiline devam etmek üzere İstanbul’a gitti. Sahn-ı seman medreselerine girdi. Tahsilini tamamladıktan sonra oturduğu semtte bulunan medresede müderrisliğe başladı. Daha sonra Fatih Camii Medresesine müderris tayin edildi. On sekiz senelik hocalık hayatından sonra üç sene de tasavvuf yolunda ilerlemek için, Nakşibendi yolunun büyüklerinden Hafız Muhammed Efendinin sohbetlerine devam ederek kemale ulaştı. Hafız Muhammed Efendinin emri üzerine, Sultan Dördüncü Mustafa Hanın çıktığı bir sefere katılarak, büyük yararlıklar gösterdi. Sefer dönüşünde Murad Molla’nın Fatih’te yaptırdığı Nakşibendi Tekkesine 1771 senesinde şeyh tayin edildi. 1785 senesine kadar burada ilim taliplerine, hak aşıklarına ders vererek doğru yolu gösterdi.

Beyzade Mustafa Efendi, 1781 ve 1785 yıllarında olmak üzere iki defa hacca gitti. Son haccında Cidde yakınlarında yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak vefat etti. Yerine Şeyh Abdülhalim Efendiyi vekil bırakmıştı. Talebelerinden beşi meşhur olup, bunlar; Abdülhalim Efendi, Yanyalı Yusuf Efendi, Ahıskalı Han Mahmud Efendi (Kadızade), Geredeli Halil Efendi ve Bolulu Mustafa Efendidir.

Beyzade Mustafa Efendinin talebesi sayılamayacak kadar çoktu. Son derece halim, selim, alim ve arif bir zattı. Zamanının tefsir, hadis, fıkıh ilimlerinde ve edebiyatta derin alimdi. Arabi, Farisi ve Türkçeyi çok iyi kullanmış ve bu dillerde birçok şiir ve eser yazmıştır. Bu üç dille yazdığı manzumeler ve mektupların yanında, Mevlüd-ün-Nebi, Menasık-ül-Hac risaleleri de vardır. Arabi manzum Nasihatname, Silsile-i aliyye-i nakşibendiyyeyi medh eden bir manzume, Kaside-i Dürriyye Mukaddimesi ve Kasidesi belli başlı eserleridir. Yazdığı birçok şiiri bir cilt halinde 1848 senesinde İstanbul’da Matbaa-i Amirede basılmıştır. Burada bazı icazetnamelerin yanında Yusufzade’ye verdiği icazetname de yer almaktadır.
Logged

Mayıs 17, 2008, 01:22:43 ÖS
Özel Üye
*
Üye No: 719
Mesaj Sayısı: 1291
Nerden: KaYIP DALGALarıN SeL OLDuğU YerDEn
Rep Puanı: 66
AşKıM DeNİzde KAyBOLan SaNDaLlar Gİbİ

Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #49 :»

paylaşım için sağol kanqa Afro Afro süpersin
Logged

YaşaM LA öLÜMÜ AyıRAN çİZgi SİyahLa BEyazI ayIraMazKi HER yolUn SonunDA ÖLÜm OLsaDA SEwEn LERi KiMSE ayIRamAzKi:


Mayıs 19, 2008, 07:41:23 ÖS
вέяіŁ χχ
Forum Team
*
Üye No: 1
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 6061
Nerden: CeHenNem
Rep Puanı: 100

Üyelik Bilgileri WWW
Offline
« Yanıtla #50 :»

paylaşım için sağol kardeş  Afro
Logged

Beni ÜsTadLar YetişTirDi
Şimdi Biz Üstad Yetiştiriyoruz




YouTUbe'ye En SAğlam Giriş

Bana iyi rol verin
Amacı var yapılan her eylemin,
Nihayetinde boşa akmasın terin
Hediyesi paketli her emeğin göz nuru
Nedirse ettiğin odur ki bulurun
Galaksilerde raks ederken şuuruna dostum
Hay aksilerde dolup taşar umudum..

Hadi gazla..!                           SaGo

Zor günler bu zor günler de şimdi nerdeler
Kaldık mı biz bize yeteriz kendimize
Geçer bu zor günlerde

Aldırma aldırma
Neler biz neler gördük kimleri biz dost bildik
Yalanmış sözler & yüzler aldırma
Geçer bu zor günlerde

Barış Akarsu


birgunolcakbiliyorum  Embarrassed

http://upload.forumtac.net//load/319335435571148294149dc3f3dbf4c0.jpg
Artık Msn Kullanmıyorum.E-Mail Yada Pm Yolu İle Bana Ulaşabilirsiniz.
Sayfa: 1 2 3 [4]   Yukarı git
Yeni Konu Cevap Yaz Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi
Cold-Blue ByGeneral
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.208 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu