Kasım 21, 2008, 12:05:15 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 

anasayfayardimaragiriskayit

Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu BaşlığıKonu: DEniz Gezmiş Kimdir Ve İnfazı
Cevap SayısıCevap Sayısı: 2 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 46 defa
Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yeni Konu Cevap Yaz Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: DEniz Gezmiş Kimdir Ve İnfazı  (Okunma Sayısı 46 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ağustos 25, 2008, 01:13:48 ÖS
ForumTac'lı
*****
Üye No: 911
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1317
Nerden: Karanlıktan!..
Rep Puanı: 18
Suskunluğum Asaletimdendir...

Üyelik Bilgileri WWW
Offline
« :»

Deniz Gezmiş, Ankara'nın Ayaş ilçesinde 27 Şubat 1947'de doğdu. Öğretmen bir ailenin çocuğu olarak çeşitli kentlerde ilk ve orta öğrenimini gördü. Liseyi İstanbul'da bitirdi.

1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne giren Gezmiş, lise yıllarında sol düşünceyle tanıştı ve 1965'te Türkiye İşçi Partisi'nin Üsküdar İlçesine üye oldu. 30 Ocak 1968'de Hukuk Fakültesi'nde Devrimci Hukukçular Örgütünü kuran Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesine önderlik etti.

İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı. 1 Kasım 1968'de Samsun'dan İstanbul'a Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi.

1969 Haziran'ında Filistin'e giderek Eylül'e kadar Filistin gerilla kamplarında kalan Gezmiş, 20 Aralık 1969'da yakalandı ve Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Daha sonra Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nu(THKO) kurdu. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin kaçırılması eyleminde bulunan Gezmiş, erlerin serbest bırakılmasından sonra Sivas'ın Şarkışla ilçesinin Gemerek nahiyesinde Yusuf Aslan'la birlikte yakalandı.

9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırılan Gezmiş, 6 Mayıs 1972'de idam edildi.

Bugün 87 yaşında olan, 5 yıldır kanser ve astım tedavisi gören, bir dönemin tanığı Avukat Halit Çelenk, Ankara Bahçelievler’deki evinin kapılarını AKŞAM’a açtı. 68 kuşağının önderleri, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın, 6 Mayıs 1972 sabahı Ankara Ulucanlar Cezaevi’nin avlusunda darağacına gidişlerine avukat Mükerrem Erdoğan’la birlikte tanıklık eden Çelenk, “İdam Gecesi Anıları” adlı kitabında dahi söz etmediği önemli bir olayı AKŞAM’a anlattı. Çelenk’in “Bir türlü gözümün önünden gitmiyor” dediği saatler şöyle:

YUSUF PENCEREDEN İZLEDİ

Ulucanlar Cezaevi’nin avlusunda kurulan darağacı, başgardiyanın odasının penceresinden net bir şekilde görülüyordu. Biz cezaevine geldiğimizde Deniz bu odaya alınmıştı ve pencerenin tam karşısındaki koltukta oturuyordu. Deniz’in biraz sonra can vereceği darağacı, tam karşısında duruyordu. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra Deniz’i darağacına çıkardılar. İnfaz sürerken, odaya Yusuf’u getirdikler. Yusuf, pencereden Deniz’in son nefesini verişini izledi. Yusuf infaz edilirken de, Hüseyin’i odaya getirdiler ve o da, Yusuf’un infazını saniye saniye gördü. Bunu kitabımda bile yazmadım, sadece Yusuf Aslan’ın, “Duydum Deniz’in sesini” sözlerine yer verdim. Biraz sonra aynı darağacında ölecek birine, arkadaşının infazını seyrettirmekten daha ağır bir işkence olabilir mi?

25 DAKİKA CAN ÇEKİŞTİ

İnfaz kesinleşince darağacında can vermenin ne kadar süreceğini düşündüm. Hukuk Fakültesi’nde okuduğumuz “Adli Tıp” kitabında, asılarak ölümün birkaç dakika içinde gerçekleşeceği yazıyordu. Deniz’in infazını unutamıyorum. Deniz’in can vermesi tam 25 dakika sürdü. 87 yıllık yaşamda geçirdiğim en kötü zaman dilimi olan o dakikalardaki çaresizliğimi anlatamam. Avukat arkadaşım Mükerrem Erdoğan’la birlikte cezaevi doktoru ile tartışmaya başladık. Bunu fark eden cellat yanımıza yaklaştı ve “Deniz çok ağır olduğu için ip kopmasın diye çift ilmik kullandım. İnfaz çift ilmik kullandığım için uzadı” dedi. Birkaç dakika içinde sona erecek olan infazın, çift ilmik atılarak 25 dakika sürmesinin adı da, “işkencedir”. Cellatın açıklamasından sonra duruma itiraz edince, Yusuf ve Hüseyin’in infazlarında tek ilmik kullanıldı.

87 YILIMIN EN ZOR ANI

Halit Çelenk idam gecesini “87 yıllık yaşamda geçirdiğim en kötü zaman dilimi olan o dakikalardaki çaresizliğimi sizlere anlatamam” sözleriyle ifade etti. Çelenk idamın üzerinden 35 yıl geçmesine karşın o geceyi dair her şeyi çok net hatırlıyor.

MAHKEME BAŞKANI SİGARA İÇTİ

Denizlerin idamı sırasında gözümün önünden gitmeyen bir başka sahne ise, idam cezasını veren mahkemenin başkanı Ali Elverdi’nin, bir ağaca dayanarak sigara içmesidir. Deniz, Yusuf ve Hüseyin darağacına doğru yürürlerken Elverdi, sigarasını tüttürüp havaya üflüyordu. Ben bu davranışı da, bir işkence olarak tanımlıyorum. Çünkü o sigara acı değil, bir keyif sigarasıydı.

DENİZ’İN AYAKLARI MASAYA DEĞDİ

Deniz, sehpaya çıkarıldıktan sonra ayaklarının altındaki tabureyi kendisi tekmeledi. Tabure masanın üzerinde bir süre döndükten sonra düştü. Ancak Deniz boşlukta asılı kalmadı. Çünkü boyu uzun olduğu için ayakları masaya değiyordu. Bu durumu gören Savcı Yardımcısı Veysi Sami, cellatı uyararak, “masayı çek, masayı çek” diye bağırdı. Bu süre içinde Deniz’in bilinci büyük bir ihtimalle yerindeydi. Darağacındaki kişinin o saniyelerde neler yaşadığını düşünebiliyor musunuz? Deniz’in boyunun uzun olduğunu bile bile, ayaklarının değeceği bir masa konulması, “işkence”den başka hangi sözle açıklanabilir?
Logged

SİTEDEN AYRILMIŞ BULUNMAKTAYIM size]
Ağustos 25, 2008, 01:40:13 ÖS
CiZiR-A BoTaN
Süper Üye
******
Üye No: 561
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4999
Nerden: IrAk_I AcEm.....
Rep Puanı: 137
sєя∂αя

Üyelik Bilgileri
Offline
« Yanıtla #1 :»

DENİZ’İN AYAKLARI MASAYA DEĞDİ

Deniz, sehpaya çıkarıldıktan sonra ayaklarının altındaki tabureyi kendisi tekmeledi. Tabure masanın üzerinde bir süre döndükten sonra düştü. Ancak Deniz boşlukta asılı kalmadı. Çünkü boyu uzun olduğu için ayakları masaya değiyordu. Bu durumu gören Savcı Yardımcısı Veysi Sami, cellatı uyararak, “masayı çek, masayı çek” diye bağırdı. Bu süre içinde Deniz’in bilinci büyük bir ihtimalle yerindeydi. Darağacındaki kişinin o saniyelerde neler yaşadığını düşünebiliyor musunuz? Deniz’in boyunun uzun olduğunu bile bile, ayaklarının değeceği bir masa konulması, “işkence”den başka hangi sözle açıklanabilir?






tüylerim diken diken oldu bu yazıyla Sad
« Son Düzenleme: Ağustos 25, 2008, 01:40:38 ÖS Gönderen: SeRdaR » Logged

Ağustos 25, 2008, 01:41:18 ÖS
ForumTac'lı
*****
Üye No: 911
Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1317
Nerden: Karanlıktan!..
Rep Puanı: 18
Suskunluğum Asaletimdendir...

Üyelik Bilgileri WWW
Offline
« Yanıtla #2 :»

aynen benımde oyle Lips Sealed
Logged

SİTEDEN AYRILMIŞ BULUNMAKTAYIM size]
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yeni Konu Cevap Yaz Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi
Cold-Blue ByGeneral
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 0.151 Saniyede 19 Sorgu ile Oluşturuldu